Hemen hemen herkesin evinde bir köşede sakladığı ayakkabılar vardır.Onlar sanki tarihinizi simgeler..Özenle korunurlar,bezlere sarılırlar,içlerine kağıt konur ,şekilleri bozulmasın diye…
Eskiden annemin yatak odasında,yatağının altında kutularım vardı,içlerinde topuklu fantezi ayakkabılar olan,onları orada saklardım çünkü onlar ondan bana armağandı..Şimdi bazıları hala duruyor..Tabi çok kullanabildim diyemem çünkü numaralarımız farklı ve ben ondan daha yüksek numaraya sahibim..Ancak hala ne kimseye hediye edebiliyorum ne de kaldırıp atamıyorum..Bu gelenek benden kızıma..Ne yazık ki o da aynı kaderi paylaştı benimle..Saklıyoruz işte.
Bir tez yazdım bu konuda,”Ayak Giydirme Sanatı (Ayakkabı)” ;İstanbul 2010..Oldukça kalın.Bir ufak ayakkabı tamircisinin yanında,bir çift kadın ayakkabısı yaptık.Hayatımdaki en değişik zaman dilimiydi diyebiliyorum.Ustam daha evvel çok değerli bir firmaya çalışmış,yetenekli bir insandı.
Seneler sonra açtığım bir sergide eski ayakkabılardan yararlanarak farklı işler ürettim…Anlatmak istediğim,bebekken patik,büyüyünce ayakkabı olarak ayağımıza yerleşen bu nesneler,hem kullanın hem de estetik değerler taşıyan ,ergonomisi olan giyim aksesuar ürünleridir.Tek elden kişiye özel ya da amaca özel üretildiği gibi seri üretimi de,modası da ,senesi ve yazı ,kışı olan.